Sadece hikmet.net'te ara
*
Ana Sayfa arrow İslâm İlmihali arrow Giriş
BAŞLARKEN BİR HUSUS Yazdır E-posta
Akademi A. Heyeti   
12.06.2006

İlmihal, bir Müslümanın kulluk hayatının yol haritasıdır. Bu çalışmamızdaki yol haritası, itikad (iman esasları), ibadet (namaz, oruç, zekât, hac ve kurban) ve ahlâk bölümlerinden oluşmaktadır. "Muamelat"ve "ukubat"müstakil bir çalışma konusu olduğu düşünülerek bu kitapta ele alınmamıştır. Şimdi konulara geçmeden önce bir nokta üzerinde durmak istiyoruz.

İnsanlar, kavramlarla konuşur, kavramlarla düşünür ve kavramlarla hüküm verirler. Her ilmin, her disiplinin kendi temel referansları esas alınarak o sahanın uzmanlarınca konulmuş kavramları vardır. Bu kavramlar ve bu kavramlara yüklenen manâlar doğru bir şekilde anlaşılmadığında yanlışlıklar, düşünce kaymaları ve sapmalar olur.

Mesela tıp ile ilgili herhangi bir konu ele alındığında bu ilim dalının terminolojisi ile meseleler anlatılır ve bu anlatılanlar çerçevesinde hadise bilinmeye çalışılır. Eğer kavramlar karıştırılarak bir hastalığa teşhis konup tedaviye başvurulsa, ne kadar vahim bir neticeye sebebiyet vereceğini tahmin etmek zor değildir.

Bu açıdan İslâm dini ve Müslümanlık ile ilgili tabirlerin yerli yerinde kullanılması ve doğru anlaşılması çok önemlidir. İslâmî terminolojideki kavramlar, Kur'ân, sünnet ve bu iki semavî kaynak esas alınarak oluşturulmuştur. Kitap içerisinde işlenilen konulara göre ilgili ıstılahlar açıklanacak olmakla birlikte, çok sıklıkla kullanılan bazı kavramları burada ele almanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Son Güncelleme ( 09.02.2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Günün Ayeti

"Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyi işler yapanlar, mutlaka iyilik bulurlar. Allah'ın dünyası geniştir. Hak yolunda sabredenlere ücretleri sınırsız bir tarzda ödenir."
Zümer sûresi, 39 / 10
İslâm İlmihali

Günün Hadisi

"Hakiki saadet, Rabbine karşı halis kulluğunda her an biraz daha derinleşerek adım adım rıza-yı ilâhiye yürüyen bir insanın bu hal üzere çok uzun bir ömür sürmesidir." (Feyzu'l-Kadir, 4, 144)