Sadece hikmet.net'te ara
*
Ana Sayfa arrow İslâm İlmihali arrow Namaz
Ölümden Sonra Telkin Yapılır mı? Yazdır E-posta
Akademi A. Heyeti   
12.06.2006

Allah Resulüne isnad edilen telkine dâir zayıf rivayetler var; Allah dilerse fayda verir. Ama, esas olan, insanın ölünce teklif dâiresinin dışına çıkmış olmasıdır. Onun için bu telkin, daha dünyada iken ve rûhunu teslim etmeden evvel yapılmalıdır. Zira, son söz ve mülâhazaların tevhidle alâkası çok mühimdir. Mezarlarda yapılan telkinin Kitap ve Sünnet'teki yeri itibariyle çok tatmin edici değildir.

Alimlerimizin çoğunluğuna göre Yasin-i Şerif'in de ölüm anında okunması lazımdır ki; sekerattaki insan onun mana ve muhtevasıyla dolsun-taşsın, merciin ve meabın Allah olduğunu bilsin, tefekkür ve tezekkür kapıları ona açılsın. Bununla beraber, ölünün ardından okunmasında ve sevabının bağışlanmasında da bir beis olmasa gerek...

Ölmüş bir kimsenin ardından yapılacak faydalı şeyler nelerdir?

Vefat etmiş yakınlarımızın ve sevdiklerimizin ardından yapılacak en güzel şey onlara dua etmek; Allah'ın onları bağışlaması için yalvarıp-yakarmak ve imkânlarımız ölçüsünde sadaka vermektir.

Ölmüş bir kimse için istiğfar edilmesi ve kabirdeki hesabının kolay geçmesi için dua yapılması ile ilgili birçok hadis-i şerif vardır. Ayrıca şu ayette ölmüş kimselerin ardından dua ve istiğfar etmenin önemi vurgulanmıştır: "Onlardan sonra gelenler (başta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek müminler): "Ey kerim Rabbimiz, derler, bizi ve bizden önceki mümin kardeşlerimizi affeyle! İçimizde müminlere karşı hiçbir kin bırakma! Duamızı kabul buyur ya Rabbenâ, çünkü Sen raufsun, rahîmsin!"(şefkat ve ihsanın son derece fazladır). (Haşir, 59/10)

Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) ölünün defnini tamamlayınca, kabri yanında durur ve:"Kardeşiniz için (Allah'tan) mağfiret talep edin, onun için karşılaşacağı sorgulamada metanet dileyin. Zira şimdi ona hesap sorulacak!"buyururdu. (Ebu Davud, Cenaiz 73).

Görüldüğü üzere, ölen kimse defnedildikten sonra onun için dua ve istiğfarla yardımına koşulması, kabir sorgulamasını metanetle karşılaması için dua edilmesi Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edilmiştir.

Ahirete intikal etmiş kimseler için dua, istiğfar ve sadaka vererek imdatlarına yetişmek lâzımdır. Bu hususla ilgili olarak Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Ölünün mezârdaki hâli, imdat! imdat !diye can havliyle bağıran, denize düşmüş kimseye benzer. Boğulmak üzere olan kimse, kendisini kurtaracak birini beklediği gibi, meyyit (ölmüş kimse) de, babasından, anasından, kardeşinden, arkadaşından gelecek bir duâyı gözler. Kendisine, bir duâ gelince de öyle bir sevinir ki bu sevinç dünyânın hepsi kendisine verilmiş bir kimseninkinden daha çoktur. Allahü Teâlâ, yaşayanların duâları sebebi ile, ölülere dağlar gibi rahmet verir. Dirilerin de, ölülere hediyesi, onlar için duâ ve istiğfar etmektir."(Beyhakî, Şuabu'l-İman, 7/116; Bkz. İ. Rabbanî, Mektubat, 104. mektup)

Dua, istemek demektir. Allah'a, bir şeyler koparmak için yalvaran dilenciler gibi dua dua yalvarmak gerekir. İsmen dua etmek çok önemlidir. Bir kimseyi ismen zikrederek ona dua etmek onun bizzat ismen adresine postalamak gibidir. Ayrıca gözden uzak tutulmaması gereken ehl-i sünnetin şöyle bir yaklaşımı vardır; Yakınımız veya sevdiğimiz bir kimse için sadaka verirken bütün inanmış erkek ve bayanları da niyet etmek faziletli bir davranıştır Allah'ın rahmeti engindir. Hepsine ulaşır. Nasıl ki bir görüntü veya ses aynı anda milyarlarca yerde seyredilebilmekte ve dinlenilmektedir. Yapılan dua, hayır ve hasenat da niyet ile birçok insana Allah'ın izniyle ulaşır.

Son Güncelleme ( 20.02.2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

Günün Ayeti

"Ey iman edenler! Siz Allah'ı sayar haramlardan sakınırsanız, Allah size hakkı batıldan ayırd edecek bir anlayış kuvveti verir, sizin günahlarınızı örter, sizi affeder. Allah büyük lütuf sahibidir."
Enfâl sûresi, 8 / 29
İslâm İlmihali

Günün Hadisi

"Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü'minin günahından bir kısmını mağrifet buyurur." (Buhari, Marda 1)