Soru: Müslümanlığı seçtikten sonra eski dinimden olanların düğün/doğum günü ve cenazelerine katılmamda sakınca var mı?
Cevap: İslam, Müslümanların; gayr-i müslimlerin düğünlerine, doğum günlerine ve cenazelerine katılmalarını yasaklamaz. Ölmüş bir hıristiyanın veya bir yahudinin arkasından dua etmek dinimizce yasaklanmıştır. Zira o, bizim inandığımız şekilde Allah'a ve Resulü'ne inanamadan ölmüştür. Küfür üzere ölen birine ise dua edilmez. Ancak, cenaze törenine katılmada bir mahzur yoktur. Burada genel prensibimiz şudur: onların dininde helal olan ve bizim dinimizin de yasaklamadığı şeyleri yapmakta mahzur yoktur. Dolayısıyla, bu tören ve kutlamalarda, kendilerine göre helal olan uygulamaların, bizim tarafımızdan uygulanması dinimizde yasaklanmamış olması gerekir. Ne cenaze töreni, ne de düğün ve doğum günü kutlamaları dinimiz tarafından yasaklanmamıştır. Bu konuda, şu ayeti kerime bize ışık tutar: "Dininizden ötürü sizinle savaşmayan, sizi yerinizden, yurdunuzdan etmeyen kâfirlere gelince, Allah sizi, onlara iyilik etmeden, adalet ve insaf gözetmeden menetmez. Çünkü Allah âdil olanları sever." (Mümtehine, 60/8) Bir hadisi şerifte ise şöyle bir hadise nakledilir: Hazreti Ebu Bekir Efendimiz kızı Esma validemiz anlatıyor: Henüz müşrik olan annem yanıma gelmişti. Nasıl davranmam gerektiği konusunda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e sordum ve "annem yanıma geldi, ona iyi davranayım mı" dedim. Buyurdular ki; "Evet, hatta ona gereken hürmeti göster" (Buhari, Hibe 28, Edeb 8) Hadisten anlaşıldığına göre, ihtiyaç anında değil ehli kitabın, bir müşrikin bile ihtiyacına koşulabilir ve iyilikte bulunulabilir.
Bununla beraber, dikkat edilmesi gereken bazı hususlar da vardır: Birincisi, öyle ortamlarda dinimizce haram kılınan fiileri işlememek. Mesela onlar içki içebilirler ama biz içemeyiz. İkincisi, itikadımıza ters sözlerin söylendiği, nahoş görüntülerin sergilendiği mekânlardan uzak durmak. Üçüncüsü, orada bulunuşumuzu bir maksada ve süreye bağlamak. Maksadımız, orada insanların gönlünü almak, bu yolla onlara bir şeyler fısıldamak ve kendimizi ifade etmekse, oralarda bulunmak caiz olmaktan da öte dinimiz adına bir vecibedir. Bulunuş süresine gelince bu ihtiyaç ölçüsünde olmalıdır. İhtiyaç dışı bulunmak, hem vakit kaybına sebebiyet verecek hem de olumsuz söz ve fiillerle karşılaşmamıza yol açacaktır.