Haremlik-selamlık hakkında, Kur’an’dan ve Sünnet’ten doğrudan bir beyan aramak ve bulunamadığı için de meseleye karşı çıkmak, makul ve makbul değildir. Zira hayatın içerisinde yaşadığımız pek çok mevzu vardır ki, doğrudan Kur’an ve Sünnet’te geçmemekle beraber, bu iki temel kaynağımızın ortaya koyduğu umumi prensiplere bakarak ve hususi olarak belirlediği hükümlere kıyas ederek açıklanmış ve bu iş Sahabe efendilerimiz başta olmak üzere Ümmet-i Muhammed’in (s.a.s) âlimlerine kalmıştır. Diğer bir ifadeyle, ihtiyaç duyulduğunda ümmetin müctehidleri, Kur’an ve Sünnete uygun olarak yaptıkları ictihadlarla dinimizin her zaman ve mekânda yaşanılırlığını ortaya koymuşlardır.
Öyleyse biz, meseleyi doğrudan kaynaklarımızda aramak yerine, konunun özü olan “birbirine yabancı (nâmahrem) erkek-kadının diyaloğu” (veya erkekle kadının birbirine karşı konumu) çerçevesinde ele alalım. Genel prensipler açısından baktığımızda konuyu beş husus üzerinde temellendirebiliriz: 1. Bakmak 2. Konuşmak 3. Dokunmak 4. Giyinmek 5. Davranış sergilemek
Pek çok ayet ve hadiste bu beş mesele, kadın-erkek diyaloğunda verilecek hüküm ve yaklaşımların ana mihverini oluşturmakta ve insanî ve zarurî olarak gerçekleştirilecek münasebetler, bu beş açıdan belli bir çerçeveye alınmaktadır. Zira erkek ve kadın, gerek zaruri gerekse fıtri olarak birbirine bakacak, konuşacak ve çeşitli münasebetler geliştirecektir. İşte burada dinimiz, ne tamamen yasaklayıcı ne de büsbütün serbest bırakıcı bir tavır yerine, işin makul fıtrî kısmını kabul ederek, muhtemel olumsuzluklara karşı bazı tedbirler almıştır. Şimdi bunları tek tek ele alalım, sonra da haremlik-selamlık meselesinin bu beş nokta açısından nasıl bir tabiî bir netice olduğunu vurgulamaya çalışalım:
Bakmak:
Nur suresinin 30 ile 31. ayetlerinde قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ () وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ “Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını …Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını söyle..” buyrularak hem erkeğin hem kadının gözlerine sahip çıkmaları, harama bakmamaları emredilmiştir. Bu emre göre bir erkek yabancı bir kadının hiçbir yerine bakamayacağı gibi bir kadın da yabancı bir erkeğin hiçbir yerine nazar edemez.
"Peygamber hanımlarından bir şey isteyeceğiniz veya onlara bir soru soracağınız zaman, perde arkasından isteyin ve sorun." (Ahzâb Suresi, 33/53) ayetindeki perde arkasından isteme konusunda Elmalılı Hamdi Yazır şöyle der: “Bundan böyle harem farz kılınmıştır ki o zamana kadar Arabda âdet değil idi” Ayette her ne kadar “Peygamber hanımları” şeklinde hususi bir ifade geçse de, hükmün umumî olmasına bir mani yoktur. Yani, buradaki bakma ve konuşmaya karşı tedbir, bütün kadınlara karşı söz konusudur. Peygamber hanımları inananların annesi olduğundan dolayı, annelere karşı böyle bir tedbir alınıyorsa, diğer yabancı kadınlara karşı evleviyetle tedbir alınır ve hüküm umûmîdir.
Peygamber Efendimiz de harama bakmaktan sakındıran beyanlarda bulunmuştur:
Hz. Ali'ye, “Ya Ali, yabancı bir kadını gördüğünde ikinci defa bakma. Çünkü ilk bakışın iraden dışındadır ve onda bir vebal yoktur. İkinci defa bakarsan bu, iradenle olduğu için haramdır.” (Ebû Davud, Nikâh: 43; Tirmizi, Edeb: 28)
“Bir kadının güzelliği bir Müslümanın gözüne çarpar da ondan gözünü çevirirse, Cenâb-ı Hak o Müslümana lezzetini kalbinde duyacağı bir ibadet bahşeder.” (Müsned, 5/264)
Bir kudsî hadiste ise şöyle buyrulur:
النَظْرَةُ سَهْمٌ مَسْمُومٌ مِنْ سِهَامِ إِبْلِيسَ مَنْ تَرَكَهَا مِنْ مَخَافَتِي أَبْدَلْتُهُ إِيمَانًا يَجِدْ حَلَاوَتَهُ فِي قَلْبِهِ
“Nazar, Şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Bana karşı olan saygı ve korkusundan dolayı harama bakmayı terk ederse, ben onun kalbine öyle bir iman veririm ki, o imanın tadını kalbinde hisseder.” (Taberânî)
Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, "Nasıl ki, merhume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrip eder. Öyle de, ölmüş kadınlar suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverâne bakmak, derinden derine hissiyât-ı ulviye-yi insaniyeyi (insandaki yüce duyguları) sarsar, tahrip eder." (Sözler, s. 381/25. Söz)
Bir kadına bakmanın haram oluşunun elbette bazı istisnaları vardır. Mesela insan, evlenmeye niyet ettiği kadının yüzüne ve ellerine bakabilir. Nitekim bir defasında Ebû Hüreyre, Peygamberimizin yanında bulunurken bir adam gelerek, Ensar kadınlarından birisiyle evlenmek istediğini söyler. Peygamberimiz, “O kadına baktın mı?” diye sorunca, o zat, “Hayır” der. Peygamberimiz tekrar, “Öyleyse git, ona bak, çünkü Ensarın gözlerinde bir şey vardır” (Müslim, Nikâh: 74) buyurur. Bu hususta şehvetle de olsa bakılabileceği kaydı zikredilmektedir.
Mesela, bir satıcının, alıcı konumundaki kadına bakması, bir güvenlik görevlisinin, iş gereği olarak kadınlara bakmaları da bu çerçevede değerlendirilebilir.
Yine mesela, hâkimin veya şahitlerin kadını tanımaları için bakmaları, caizdir. Çünkü burada bir haksızlığın giderilmesi ve bir hakkın yerine gelmesi bahis mevzuudur. (F. Râzî, 23/203)
ayrıca, fitne ve şehvet tehlikesi olmadığında, kadının eline ve yüzüne bakılabileceği de zikredilmektedir ki, (Fetâvây-ı Hindiyye, 5/329) bu çok izafi bir şeydir ve insanın nefsine güvenmesi doğru olmadığından her zaman tedbir ister. Doktorun, hastasına bakması da ruhsat verilen hususlardandır.
Konuşmak:
Konuşmak, fıtrî ve zarurî bir özelliktir. Elbette kadınla erkek konuşacaktır. İslam, kadınların erkeklerle konuşmasını yasaklamamış, ancak bazı ölçüler koyarak meseleyi dengeli hale getirmiştir. Kur’an’ın, yukarıda da zikrettiğimiz ayetle koymuş olduğu şu prensip, ölçülü davranma adına bize yol göstermektedir: "Peygamber hanımlarından bir şey isteyeceğiniz veya onlara bir soru soracağınız zaman, perde arkasından isteyin ve sorun." (Ahzab Suresi, 33/53)
Ayette bildirilen bu durum, yani Peygamber hanımlarının şahsında yapılan bu hitap bütün Müslümanlar için geçerlidir. Ayetin birinci derecede muhatabı peygamber hanımları -ki, onlar bizim annemizdir- ve sahabe efendilerimizdir. İki taraf da haram helal hususunda derin bir dikkate ve rikkate sahiptir. Dikkat edilirse Allah Teâlâ, İslam'ı yaşamada incelerden ince, baş döndürücü bir hassasiyete sahip olan bu iki gruba yukarıda geçen ölçüyü emrediyor. Onlara bu emir verilmişse, onlardan sonraki biz Müslümanların ne kadar hassas olmamız gerektiği açıktır.
Aynı bakış açısıyla şu mübarek beyanı da okuyalım: "Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Takvâ sizin sıfatınız olduğuna göre, namahrem erkeklere hitab ederken tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan bir şahıs, şeytanî bir ümide kapılmasın. Ciddi, ölçülü konuşun." (Ahzab Suresi, 33/32) Zirvedeki insanlara bunlar emrediliyorsa, bize de onları örnek almak düşer.
Özetle; erkekle kadın arasında yaratılıştan gelen bir alaka vardır. Kadının dikkat çekmesi daha fazla söz konusu ise de netice itibariyle erkekler de bu özellikten uzak değildir. Öyleyse zaruret hallerinde konuşurken, her iki taraf da tesettürlerine dikkat ederek, karşı tarafı tahrik etmeden, dikkatini üzerine çekmeden, yüzüne sürekli bakmadan, ihtiyaç ölçüsünde konuşmalı, dahasına prim vermemelidir. Böylece bir Müslüman'a yakışır şekilde ciddi, vakur ve temkinli bir davranış ortaya koymuş olur.
Dokunmak
Bu konuda kısaca diyebiliriz ki, bakmak bu kadar mahzurlu iken, dokunmak elbette daha fazla mahzurludur. Hatta gözün bakmasında olduğu gibi elin dokunmasında da zina özelliği vardır. (Buhârî, İsti'zân 12; Müslim, Kader 20) Tokalaşmayı da bu açıdan ele aldığımızda caiz olmadığını görürüz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kadınlardan biat alırken, eliyle dokunarak değil elbisesinin üzerine veya eline sardığı sargının üzerine dokunmalarını sağlayarak almıştır. Kadın eline dokunmaktan özellikle kaçınmış ve “Ben kadınlarla tokalaşmam!” buyurmuştur. (Tirmizi, Siyer 37; İbn-i Mâce, Cihâd 43; Buhari, Talâk 20; Muvatta, Bey’a 2)
Tokalaşmanın şehvetle olup olmaması neticeyi değiştirmez. Yani şehvet duyup duymama bir ölçü değildir. Mutlak manada dokunma haram kılınmıştır. İstisna olarak bazı haller sayılabilir. Doktorun hastasına dokunması ve buna benzer çok dar çerçeveli zaruretlerle, yaşlı bir bayanın elini öpmek gibi ruhsatlar bu istisnalara girer..