Buradasınız: Ana SayfaMAKALELERAkaid
  

Ehl-i Sünnet İnancına Göre Mehdilik Meselesi -1

Yazar : Yrd. Doç. Zeki SARITOPRAK


Tarih : 6/2/2011

Mehdi, İslâm dünyasının Şiisiyle Sünnîsîyle yıllardır yolunu gözlediği esatiri şahsiyet.Gelmesi muhakkak ama zamanı ve kimliği rivayetlerin ve yorumların bulanıklığına maruz. Şeytanın hâkimiyet kurduğu veya kurduğunu sandığı bir anda gelecek, bizleri illüzyonların mahkûmu ve mağduru olmaktan kurtaracak.

Hz. Peygamber, asırların geçmesiyle küfrün yeniden boy atacağını, şeytanın üsler kurup hâkimiyetini tesis edeceğini görmüş, Cenâb-ı Hakk'ın ümmet-i merhumeye rahmeti olmak üzere, kuvvet-i kudsiye sahibi bir Zâtı, İlâhî imdat olarak göndereceğini müjdelemiştir. Gelmesi beklenen zat, gelecektir, ama bize düşen de ona yardım etmek, geldiği zaman kurulmuş müesseseler bulmasını temin etmektir.

Yazımız, bu konuları ayet ve hadis destekli ve sosyolojik gerçeklere atıf yaparak ele alıyor, Mehdi'nin kimliği, soyu, şekli ve zamanı, nerede ve nasıl ortaya çıkacağı gibi çetrefil konuları bir makale sınırları içinde takdim ediyor.

Saygıyla arzediyoruz.

Giriş

Meşhur Müslüman tarihçi ve sosyolog İbn Haldun, "geleceği merak etme, insan fıtratının özelliklerindendir" der. Dünyanın ne kadar ömrü kaldığını merak edip, öğrenmeye çalışmanın insan tabiatının gereği olduğunu savunur.1 İnsanlar zor ve sıkıntılı dönemlerde sürekli bir "kurtarıcı" arayışı içine girmişlerdir. Bazen meçhul bir şahıs, bazen bir lider, bazen de bir bilgin kurtarıcı olarak benimsenmiştir. Bu sayede insanlar sıkıntılarını biraz olsun atlatmış, bir derece teselli bulmuşlardır.

Bir "kurtarıcı"yı bekleme inancı, yalnız Yahudi ve Hıristiyanlarda değil, hemen hemen bütün dinlerde ve kültürlerde mevcut olup, insanlığın müşterek bir inancı, ümidi ve kurtuluş idealidir. Habeşistan Hıristiyanları, kralları olan Theodor'un ahir zaman mehdisi gibi döneceğine inanıyorlardı. Moğollar Cengiz Han'ın dokuz asır sonra dünyaya tekrar gelip milletini Çin'in boyunduruğundan kurtarmayı va'dettiğini ileri sürerlerdi. Eski Çin ve Eski İran kültürlerinde de "kurtarıcı" inancı vardır.2 Yine Hıristiyanların beklediği Kurtarıcı Do-sitheos, bir nevi mehdileridir.3

İslâm kaynaklarında da "kurtarıcı" mefhumu vardır. Farklı isimlerle dikkatimizi çeker. En büyük özelliği, toplumu zulümden kurtarıp, adaleti tesis etmek olan bu şahsiyet, "Hz. İsa", "İmam"4-, "Müceddid"5 "Hadis"6, "Halife"6, "Mehdi"7, "Süfyan?', "Kahtanî" gibi rolleri aynı, şahsiyetleri farklı olan isimlerle karşımız; çıkmaktadır. Yalnız rivayetlerde geçtiği üzere Süfyanî tahribatçı ve şer karakterli olarak görülmekte, onun dışındakiler, hayır ve fazileti yerleştirmek, kötülüğü ortadan kaldırmak makamında zikredilegelmiştir. Hatta Süfyanî'nin de Emevîler döneminde bir kurtarıcı rolünde çıkacağının beklendiğini görüyoruz. İnanışa göre Şiilerin mehdisi ile Emevîlerin Süfyanîsi ahir zamanda; çarpışacaklardır.9 Hatta beklenen Süfyanî ile ilgili olarak Halid b. Yezid'in hadis uydurduğu ve kendisine işaretler çıkardığı belirtilmektedir.ı0

Bütün bu mefhumların ortak yanı, ahir zaman da bir ıslahat hareketinin rehberliğini yapacak manevî güce sahip bir şahsiyetin ortaya çıkacağıdır. Biz burada şahsiyetleri farklı, fakat fonksiyonları aynı olan bu isimlerden Mehdi meselesi üzerinde durmaya çalışacak, meselenin Ehl-i Sünnet inancındaki yerini tesbite çalışacağız.

Etimoloji:

Sözlük mânâsı itibariyle mehdi, doğru yola, hidayete erişmiş kimsedir. "Allah'ın kendisini hakka ulaştırdığı kişiye Mehdi denir."11 Bu itibarla doğru yolda; bulunan her müslümana Mehdi denilebilir. Ancak kelimenin başına "el" takısı gelirse, özel bir ünvan olur. Hz. Peygamber (sav)'in ahir zamanda geleceğini haber verdiği şahsiyet için kullanılır. Bu zât, zulüm ve haksızlıkların alıp yürüdüğü bir zamanda gelip, yeryüzünü adaletle dolduracak bir şahsiyettir. "Mehdi" ismiyle anılan bu şahsiyeti Resûlullah müjdelemiştir. Çoğul sîğası olan "Mehdiyyûn" (Mehdiler) ise, dört halife ve onların solunda gidenler için kullanılmıştır.12 Ahir zamanda gelecek zâtın "Mehdi" ismiyle anılmasının sebebi Hz. Ali'den rivayet edilen hadis olabilir. Buna göre Cenâb-ı Hak, Mehdi'yi bir gecede kâmil mânâda hidayete ulaştırır.13 Mehdi'nin irşadı vehbî olacaktır. O, Allah'ın hususî inayetiyle yetişecektir.14

Bazı yorumcuların bu kelimenin yanlış kullanıldığını nazara vererek, aslının İsm-i fail sîğası olarak 'mühdî" (yol gösteren, hidayete ulaştıran" olduğunu söylemelerinin aslî bir kaynağı yoktur.'5

Hanbelî âlimi es-Sefarinî, Mehdi'ye bu ismin verilmesini sübjektif bir mütalâa ile açıklamıştır: Ona göre Mehdi gizli bir hususa irşad olunmuştur. Şam dağlarından bir dağa sığınmıştır. Zamanı gelince oradan gerçek Tevrat ve İncil'in süfürlerini ortaya çıkaracak, bunlarla Yahudi ve Hıristiyanları susturacak, onun vasıtasıyla Hıristiyanlardan bir cemaat müslüman olacaktır.16

I. MEHDİ KAVRAMININ TARİHÎ SEYRİ

Ahmed Emin'e göre Mehdilik fikrinin ortaya çıkışının sosyal, siyasî ve dinî sebepleri vardır. Şöyle diyor: "Bence kaynağı Şiiliktir. İlk olarak ortaya çıkaran onlardır. Hilafet ellerinden çıkıp, Hz. Muaviye'ye intikal edince, ümitsizliğe düştüler, ileri görüşlü liderleri, hâkimiyetlerine Mehdi vasıtasiyle tekrar kavuşacaklarını müjdelemişlerdir." 17

Tarihte Hz. İbrahim (as)'a, Peygamber Efendimiz sav)'e, dört halifeye, Hz. Hüseyin'e, Süleyman b. Abdülmelik'e, Hişam b. Abdülmelik'e ve bazı Abbasî halifelerine de Mehdi denilmiştir. Bilhassa Hz. Ali'ye hem 'Hadi" hem "Mehdi" denilmiştir.18 Hz. Ömer b. Ab-lulaziz'e Mehdi diyenler, bazı hadisleri de ona hamletmişlerdir.19

Macdonald, bunun şeref unvanından fazla bir mânâ taşıdığını, zira onun müceddidliğinin herkes tarafından benimsendiğini belirtiyor.20 Hatta dört halifeye bizzat Peygamber Efendimiz (sav) "Mehdiler" tabirini kullanmıştır: "Sizi benim sünnetime sarılmaya, raşid ve Mehdi halifelerimin yolunda gitmeye teşvik ederim." buyurmuştur.21 Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav) bizzat halifeleri için kullanması, bu tabirin yalnız ve yalnız ahir zamanda gelecek bir şahsa münhasır olmadığını bize göstermektedir.

Ancak "beklenen Mehdi" mefhumu bizzat hadislerde gelmiş olmalıdır ki birçok kimse kendisinin o olduğunu ileri sürmüştür. Aslında Mehdilik fikrinin ilk istismar edilme hadisesi Hz. Ali'nin azatlı kölesi Keysan tarafından çıkarılmıştır. Hz. Ali'nin küçük oğlu Muhammed b. Hanefıyye'nin ölmediğini, günün birinde çıkacağını ve adaleti tesis etmek üzere Cebel-i Rıdvan'da gizlendiğini iddia etmiştir. Muhtar es-Sakafî bu fikri kendisine menfaat sağlamak amacıyla sömürmüştür. Hâlbuki Muhammed b. Hanefıyye, h. 81'de Medine'de ölmüş ve cenaze namazını da o zamanın Medine valisi Hz. Osman'ın oğlu Eban kıldırmıştır.22 Hicri 128'de Haris b. Şureyc kendisinin beklenen Mehdi olduğunu söylemiştir. Fakat kimseye kabul ettiremediği için başarılı olamamıştır. "Haris isminde bir kurtarıcı çıkacaktır" şeklinde hadis bile uydurduğu kaydedilmektedir.33 Yine Hicri 132. senesinde Yezid'in torunu Ebu Mu-hammed, kendisinin beklenen ve va'dedilen Mehdi olduğunu ilan ederek, Abbasilere karşı isyan etmiştir.34 Haccac-ı Zalim'e karşı mücadele veren ve sonunda şehit düşen Abdullah b. Zübeyr'in Mehdi olduğu iddia edilmiştir, bu mânâda hadis uydurulmuştur.25 Hatta İslâm tarihinde Zenci ayaklanması olarak bilinen ve Bağdat'ı tarumar eden isyanın başını çeken Ali isminde bir İranlı kendisini Mehdi ilan etmiştir. Bunlar Muhtar es-Sakafî'ye bağlı kişilerdi.26

Yine Halife Mansur, Mehdi hadislerinin fazla intişarı sebebiyle olmalıdır ki oğluna Mehdi ismini vermiştir. Onun özelliklerine uyacak şekilde tarifler yapılmış, "Mehdi bizdendir, fakat annesi dışımızdandır" gibi hadisler uydurulmuştur.27

Şia'ya rekabet duygusu ve Kufe muhitinin, içinde Yahudilik, Hıristiyanlık ve Mecusilik gibi fikirleri barındırması Mehdilik düşüncesinin değişik şekillerde görülmesine sebebiyet vermiştir.28 Kufe muhitinde gelişen Mehdilik düşüncesinde Hıristiyanlığın Mesih ile ilgili fi-kirlerinin bir tesiri söz konusudur. Bu açıdan Philippe Hitti ve Margoliouth'un görüşlerine29 bakılabilir. Yoksa İslâm'daki kurtarıcı fikrini tamamen Hıristiyan kültürüne bağlamayı kabul etmek mümkün değildir.

Kimi makam ve şöhret duygusuyla, kimi menfaat sebebiyle, kimisi de millî bir heyecan saikiyle bazı insanlar Mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. Ne yazık ki bir kısmı İslâm cemiyetinde huzursuzluklara sebebiyet vermiştir.

Hindistan Mehdisi Seyyid Muhammed (910/ 1504), Mağrib Mehdisi Abdullah b. Tûmert (524/ 1103), Hindistan'da çıkan ve İngilizlerin destekçisi olan Gulam Ahmed Kadıyanî, İngiliz işgal kuvvetlerine karşı çarpışan ve onları mağlup eden Sudan Mehdisi Muhammed Ahmed (1303/1885), 1895'te yaptığı hac ibadetinden döndükten sonra ortaya çıkıp İngiliz ve İtalyanlara karşı çarpışan Somali Mehdisi Muhammed b. Abdillah Hasan (1339/1920), Amerikalı Zenci Müslümanların lideri Elijah Muhammed ortaya çıkıp etrafında kitleleri toplayabilen Mehdilik hareketinin bazı mümessilleridir.30 Hz. Peygamber Efendimiz (sav) soyundan gelen es-Seyyid Muhammed es-Sünûsî (v.1320) de Mehdi olduğuna inanılan şahsiyetlerdendir. Yine tarihte Mısır'da Fatımî, Kuzey Afrika'da Muvahhidun devletleri Mehdilik fikri üzerine kurulmuştur.31

Hakikaten Mehdilik inancını su-i istimal eden ve İslâm ümmetinin vahdetini bozan Mehdiler (!) olmuştur. Kendilerini Mehdi ilan ederek şarlatanlık yapanlar ile kendi hallerinde ibadet ve takva üzere hareket eden ve böyle bir iddiası olmayan mübarek zâtları ayırmak lazımdır. İkinciler, müritleri tarafından, aşırı hüsn-ü zandan dolayı, kendilerine Mehdi denilmişse de onlar umumiyetle kabul etmemiştir. Birincisinde şarlatanlık vardır, ikincisinde iddia bile yoktur. O bakımdan Mehdi meselesine hücum edenler bu ayırımı yapmalıdır. Şarlatanlar İslâm dünyasında fitne ve tefrika meydana getirmişlerdir. Batılı müsteşrikler, Mehdilik iddiasında bulunan bazı şahsiyetlerin eserlerini yayına hazırlamışlardır. Meselâ İbn Tûmert'in eserlerini büyük çaba ile Luciani ve Goldziher yayınlamıştır.32

Mehdi olarak tanınan bazı şahsiyetlerin kendi insanlarına ve ülkelerine faydaları da olduğu bir gerçektir. Meselâ Sudan ve Somali gibi Afrika ülkelerindeki Mehdilik hareketlerinin, sömürgeci güçlere karşı büyük gayretler sarfederek vatanlarını düşmanların işgalinden kurtardıklarını görmekteyiz. Bu yüzden müsbet hizmetleri görülmüştür. Buna karşılık Kadiyanîlik hareketi ise, aksine Hind Müslümanlarını İngiliz sömürgeciliğine karşı tam anlamıyla pasif hale getirme gayreti içine girmiştir. Dolayısıyla genelleme yapmaktan kaçınmak gerekir.

II. EHL-İ SÜNNETTE MEHDİ İNANCI:

Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi biz bu çalışmamızda Şia'daki Mehdi inancı üzerinde durmayacağız. Zira Şiilerin beklediği Mehdi müstakil bir çalışmayı gerektirecek kadar geniş muhtevalıdır. Bu yazıda meseleyi, Ehl-i Sünnetin temel iki kaynağı olan Kur'ân ve Hadis açısından incelemeye çalışacağız.

A. Kur'ân-ı Kerîm'de Mehdi meselesi:

Ahir zamanda beklenen bir şahsiyetin unvanı olarak "Mehdi" meselesi Kur'ân'da geçmemektedir. Ancak birçok ıslahatçıdan bahsedilmektedir. Başka bir ifadeyle, sembolize ettiği düşünce itibariyle Kur'ân'da geçmediğini söylemek mümkün değildir. İnsanları fit-nelerden kurtaran, karanlık dönemlerde nur götüren şahıslar ve gruplar mevzubahis edilmiştir.33 H-D-Y kökünden birçok kelime geçtiği halde, aynı kökten olan "Mehdi" kelimesi değil de34 anlam itibariyle aynı olan "Muhtedi" kelimesi Kur'ân-ı Kerim'de üç yerde geçmektedir: "Allah'ın kendisine hidayet ettiği kimse mühtedî (hidayete ermiş)dir."35

Mehdinin mefhum olarak Kur'ân'da zikredildiğini savunan bir kısım muasır yazarlar "Her milletin bir hâdisi (yol göstereni) vardır"36 mealindeki âyeti delil getirmektedirler. Diğer bir delil ise misak âyetidir: "Hani Allah Peygamberlerden 'Ben size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz diye söz almış, 'kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?' dediğinde 'Kabul ettik' cevabını vermişler. Bunun üzerine Allah: 'O halde şahit olun, Ben de sizinle birlikte şahitlik eden-lerdenim' demişti. Artık bundan sonra her kim dönerse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir." Muasır bazı âlimlere göre âyet Mehdi'ye işaret etmektedir.37 Şia ise "O kıyamete bir alâmettir"38 âyetinin İsa'ya değil, Mehdi'ye işaret ettiğini söylemişlerdir.39

B. Hadislerde Mehdi Meselesi

1. Varlığı:

Mehdi hakkındaki rivayetler bir değil, birçok şahsı gösterir mahiyettedir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Ömer b. Abdülaziz gibi zatlara, bir kısım hadislerin işaretinden hareketle, Mehdi denilmiştir. Hadislerde Mehdinin sayıca çokluğundan bahsedilmez, ancak her asırda bir müceddidin gelmesinden söz edilir. Mehdi ile ilgili tabirler mücerred mefhumlar olduğundan, o mefhumlara layık her asırda pek çok manevî şahsiyetler çıkabilir.40 Bu mânâda İsâ b. Meryem'in de bir çeşit Mehdi olabileceği ifade edilmiştir.41 Çok Mehdiler olsa da onlar gerçek Mehdi'den ayrıdırlar. Beklenen Mehdi, bütün Mehdilerin imamı ve sonuncusu kabul edilir.42

Mehdi hakkındaki hadislere gelince: Kütüb-i Sitte'den Ebu Davud, Tirmizî ve İbn Mace gibi hadis mecmualarında Mehdi sarihan zikredilmektedir. Yemenli meşhur âlim eş-Şevkanî, Mehdi hakkındaki hadislerin sayısının elliyi bulduğunu söyler. Bunları sahih, hasen ve zayıf şeklinde üç kısma ayırır. Ona göre bunların toplamı mütevatir derecesindedir. Sıddık Hasan Han ise bu konuda zayıf hadisler de dâhil olmak üzere 33 hadis zikreder.43

Buhari ve Müslim'de sarih olarak geçmemekle birlikte "İmam" "Halife" ve "Kahtanî" tabirleriyle ahir zamandaki bir "kurtarıcı"dan söz edilmektedir. Bu kurtarıcı Buharî'de "İmam" tabiriyle ifade edilmiştir. "İmamınız sizden olduğu halde İbn Meryem nazil olduğu zaman haliniz nasıl olur?"44 mealindeki hadisi şerh eden İbn Hacer el-Askalanî, son dönem alimlerinden el-Keşmirî ve Abdullah Haccac gibi zatlar bu hadisten zikredilen "İmam"dan maksadın Mehdi olduğunu ifade etmişlerdir.45 Hatta İbn Hacer, Hz. İsa'nın ahir zamanda bu ümmetten bir adamın arkasında namaz kılmasının, Mehdinin zuhurundan bahseden sahih gö-rüşlere delil teşkil ettiğini söylemektedir. Yorumun devamında İmam-ı Şafiî'den, Mehdi'nin bu ümmetten olduğu, Hz. İsa'nın onun arkasında namaz kılacağı hakkındaki haberlerin mütevatir olduğu hususunda bir nakil yapmaktadır.46 Meşhur kelâmcı Sa'duddin et-Teftazanî de "İmam" tabirinden Mehdi'yi anlıyor.47 Yine Buharî ve Müslim'de Kahtânî denilen bir zattan bahsedilmektedir. Rivayetlere göre "İnsanları asasıyla toplayan Kahtanî çıkmadıkça kıyamet kopmayacaktır."48 Müslim'de geçen hadiste ise ahir zamandaki bir bolluk ve refah dönemine işaret edilmekte ve saymaksızın mal dağıtan "halife”den bahsedilmektedir.49 Bazıları, Hz. Ömer b. Abdülaziz dönemindeki bolluğa bakarak bu hadisi ona tevil etmişlerdir. Ancak "üm-metimin ahirinde" tabiri bu bolluğun ümmetin sonunda da olacağını göstermektedir. Bu üç hadisin adı ne olursa olsun ahir zamandaki ıslahatçılardan bahsettiğinde şüphe yoktur. Bunun dışında Mehdi ile ilgili hadisler ise Ebu Davud, Tirmizî, İbn Mace ve Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i gibi hadis kaynaklarında geçmektedir. Mehdi meselesine çok ehemmiyet verdiği anlaşılan Ebu Davud, Sünen'inde bu konuya ayrı bir kitap tahsis etmiştir.(Bk. 4/86, 30 no'lu kitap D. el-Fikr, Thk: Sıdkı Cemil el-Attar).

Ümmü Seleme'nin rivayetine göre Hz. Peygamber "Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fatımanın evlatlarındandır" buyurmuştur.50

Ebu Davud'un kaydettiği başka bir rivayete göre "Dünyanın tek günlük bir ömrü bile kalmış olsa, Allah o günü uzatıp benden bir kimseyi o günde gönderecek" diğer bir rivayette "... Ehl-i beytimden birini ki, o zâtın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zât yeryüzünü, eskiden cevr ve zulümle dolmasının aksine, adalet ve hakkaniyetle dol-durur."51 buyurulmuştur.

Diğer bir rivayette Mehdi'nin soyuna, şekline ve icraatına şöyle işaret edilmektedir: "Mehdi bizdendir. Alnı açık, burnu incedir. Zulümle dolmuş yeryüzünü adaletle dolduracaktır."52

Hz. Ali'den gelen bir rivayete göre Allah Mehdi'ye kısa bir süre içinde, hatta bir gecede bilgi ve anlayış nasib edecek, onu irşad edecektir. Rivayete göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: "Mehdi bizdendir, Allah onu bir gecede irşad eder."53

Rivayet edildiğine göre bir gün Hz. Ali, oğlu Hasan'a baktı ve "Bu oğlum, Resûlullah'ın tesmiye buyurduğu üzere seyyiddir. Bunun neslinden Peygamberimizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlâkı yönüyle Resûlullah'a benzeyecek, şekli itibariyle ona benzemeyecektir" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair meseleyi anlattı.34 Kütüb-i Sitte'den bazı kaynaklarda yer alan bu hadisler ümmetçe kabul görmüştür. Senetlerine hadisi mevzu kılacak bir itiraz vaki değildir. Buna karşılık bazı zayıf rivayetler de tesbit edilmiştir. Bir kısım rivayetlere yalancı ravilerin karıştığı hadis tahlilcileri tarafından ortaya konmuştur. Meselâ Hz. Hüseyin'den rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Fatıma'ya: "Sana müjde Mehdi senden olacaktır" hadisinin senedinde iki yalancı ravi bulunmaktadır.55 Hadisin zayıf olduğu ortaya konmuştur.

Hz. Ali'den anlatıldığına göre adamın biri kendisine Mehdi'yi sordu. Hz. Ali ise "O ahir zamanda çıkacaktır. Kişinin "Allah" dediği için ölüme mahkûm edileceği bir zamanda gelecektir" diye cevap vermiştir. Devamında "Allah, onun etrafında hiçbir şeyden korkmayan ve hiçbir menfaat için sevinmeyen bir topluluk meydana getirecektir"56 sözü, hadis değil, Hz. Ali'nin sözü olarak geçmektedir. Hadis âlimleri arasında tartışılan hususlardan biri de "İsa'dan başka Mehdi yoktur" şeklinde İbn Mace'de rivayet edilen hadistir.57 İbn Kesir bu hadisin doğru olabileceğini söylemektedir. Ona göre hakikî Mehdi'nin yanında İsa b. Meryem'in de Mehdi olması mümkündür. Bu husus İsa'dan başka Mehdilerin de bulunmasını engellemez.58 İbn Hacer el-Heytemî ise hadisin zayıf olduğuna hükmetmektedir.59 et-Teftazanî ise hadiste geçen "Mehdi" kelimesini sözlük mânâsı itibariyle ele alarak, "Deccal'ı öldürmeye irşad olunacak İsa'dan başka yoktur" şeklinde bir yorumun uzak olmadığını belirtmektedir.60 Avnu'l-Ma'bud müellifi halisin zafiyetine işaret eder.61 Bazı yorumcular İsa'dan başka kâmil mânâda bir Mehdi yoktur, şeklinde yorumlamışlardır. Zira İsa (as) bir peygamber olduğundan Mehdi'den daha mükemmeldir.62 İbn Haldun da hadisi zayıf ve muztarib görmektedir.63

"Mehdi'yi İnkâr eden kâfir olur" şeklinde hadis olarak rivayet edilen bu sözün sahih olmadığı ve rivayet silsilesinde müttehem ve zayıf raviler bulunduğundan hadis alimleri tarafından kabul görmemiştir.64 İbn Haldun da bu hadisi "isnad yönünden en garib hadis" olarak değerlendirmekte ve Enes'e (ra) nisbetini şüpheli görmektedir.65

Soyu:

Mehdi'nin soyu konusunda en sağlam delil kabul edilen Ebu Davud'ta kaydedilen rivayettir. Buna göre Mehdi "Fatıma'nın evlatlarındandır" ve "Hasan'ın soyundandır."66 Her ne kadar bazıları Mehdi'nin Hz. Abbas'ın soyundan geleceğini söylemişlerse de, bunun hadislere ters düşeceği ifade edilmiştir. "Zira Hz. Peygamberin soyundan gelmesi hususundaki hadisler daha çok ve daha sahihtir.Hatta bazı hadis hafızları Mehdi'nin Peygamberimizin neslinden olması hususunun tevatür derecesine vardığını söylemişlerdir."61 İbn Hacer el-Heytemî, hadislere dayanarak onun Hz. Hasan'ın soyundan olacağını, isminin Muhammed, babasının isminin Abdullah olacağını, alnı açık, burnu ince, dişleri seyrek olup yedi sene hükümdarlık yapacağını anlatır.68 Sıddık Hasan Han da Mehdi'nin Peygamber Efendimiz (sav)'in soyundan geldiğini ifade eden hadislerin daha sağlam, tercihe daha layık olduğunu söyler.69 Bu ifadelerden anlaşıldığına göre Mehdi Ehl-i Beytten olacaktır. Hz. Peygamber'in sünnetine uyan ve yolunda gidenler de bu tabire dâhil edilebilir. Zira birçok hadiste "leyse minna" (bizden değildir), derken, nesebini değil, sünnetini kastettiği bilinmektedir.

3. İsim ve Kimliği:

Mehdi'nin ismi meselesi de hadis kaynaklarında ifade edilmiştir. Ebu Davud'da kaydedilen rivayete göre ismi Resûlullah'ın ismine, babasının ismi de Resûlullah'ın babasının ismine uygunluk arz eder.70 Kimliği ve alâmetleri konusunda çok şeyler söylenmektedir. İbn Hacer altmış iki alâmetini zikreder. Burnunun yapısından, başındaki sarığın şekline kadar en detaylı bilgiler verilmektedir. Doğum yeri Medine'dir, rengi esmerdir. Konuşmaktan sıkıldığı zaman sağ elini sol baldırına vurur, şeklinde muhtemelen belli bazı şahsiyetlere uydurmak maksadıyla Mehdi'nin şekil ve şemaili genişçe anlatılmıştır.71 Muasır bazı yazarlara göre Mehdi'nin kendisi de Mehdi olduğunu önceden bilemeyecektir. Allah istediği salih kullarını, onun Mehdi olduğuna muttali kılar.72

4. Fazileti:

Mehdi'nin faziletine dair şöyle bir rivayet nakledilir: "Abdulmuttalib'in evlatları olan bizler, Cennet ehlinin efendileriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi."13 Bu hadis fazilet meselesinin esas kaynağını teşkil etmiştir. Buna benzer rivayetlerde onun meziyetlerini gören Tavus-u Yemenî: "Keşke onun zamanına yetişseydim" demiştir.74 İbn Hacer bu hu-susdaki bir tahlilinde, onun faziletli kılınmasının sebebi olarak, zamanındaki ağır fitneleri göstermektedir. "Zamanındaki fitnelerin zorluğu sebebiyle onun meziyetleri çoktur" der.75 Bazıları onu, fazilet bakımından Dört Halife'den daha önde görmüşlerse de, İbn Hacer, el-Heytemî ve es-Sefarinî gibi zâtlar, onun Dört Halife ve sahabeden sonra geldiği hususunda icma olduğunu söylemişlerdir.76 Hz. İsa'nın onun arkasında namaz kılacağına dair rivayetlere dayanarak bazıları onun bir Peygambere imamlık yapacak kadar faziletli oluşuna dikkat çekmişlerdir.77

(Devam edecek)


Dipnotlar

*) Harran Üni. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi

1) İbn Haldun, el-Mukaddime, (nşr. Abdulvahit Vafi), II, 821. Kahire, 1981.

2) Goldziher, el-Akidetu ve'ş-Şeria. (trc. Muhammed Yusuf Musa v.diğ), s. 215, Kahire, 1366/1946.

3) S. Uludağ. İslâm'da İnanç Konuları ve İtikadı Mezhepler, s. 434, İstanbul, 1992.

4) Buharî, Enbiya, 49.

5) Ebu Davud. Melahim, 1.

6) Müslim, Fiten, 67-9.

7) Ebu Davud. Mehdi, 7, nr. 4285-86.

8) ei-Hakim. el-Müstedrek, IV, 520.

9) Sa'd Muhammed Hasan, el-Mehdiyyetu fi'1-İslâm Münzü Akdemi'l-üsuri Hatta'I-Yevm, s. 176-7, Kahire, 1953/1373.

10) Sa'd Muhammed Hasan, el-Mehdiyyetu fi'l-İslâm, s. 177-9.

11) İbn Manzur, Lisanu'1-Arab, h-d-y: Mevdudî. Meseleler ve Çözümleri (çev. Yusuf Karaca), s, 46-7, İstanbul, 1990.

12) İbn Manzur, a.g.e., h-d-y.

13) Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1. 84.

14) Abdullah Haccac. Alamatu'l-Kıyameti'I-Kübra, s. 73, Kahire, 1986.

15) bkz. D.B. Macdonald, "Mehdi", İA. VII, 474, İstanbul, 1993; Goldziher'in "Mehdi" sözünün zamanımızda "mühtedi", yani, başka bir dinden İslâm'a girmiş şahıslar hakkında kullandığını bildirmesi ve buna delil olarak da aslında Kıptî iken, sonradan İslam'ı kabul eden ve isimleri Mehdi olan biri 1812-1815, diğeri de 1870-1890 seneleri arasında Ezher şeyhliği yapmış iki zatı göstermesi bir yakıştırmadır. Zira Mısır'da Mehdi ismini taşıyan ve aslında müslüman olan ve Ezher'in muhtelif bölümlerinde yer alan birçok kıymetli zevat bulunmaktadır. Ezher şeyhleri ve İsimleri hakkında bk. el-Ezher Tarihuhu ve Tatavvuruh, s. 161-5, Kahire, 1403-1983.

16) es-Sefarinî, Levamiu'l-Envar, II, 72. Kahire. 1323; Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 147, 1407/1986.

17) Ahmed Emin. Duha'l-İslâm, III, 241, Beyrut, ts.

18) Ahmed Emin Duha'l-İslâm III, 236, el-Mehdi ve'I-Mehdeviyye, s. 39, Kahire, 1953; Goldziher, el-Akide ve'ş-Şeria , s. 342; Îbdu'1-Esir. Üsdü'I-Ğabe. IV, 3, Kahire, ts..

19) Nuaym b. el-Hammad, Kitabu'l-Fiten. vr. 53 a. Süleymaniye Atıf Efendi ktp. no: 602.

20) D.B. Macdonald, "Mehdi", İA, VII, 475.

21) Tirmizî, İlim. 16; İbn Macc, Mukaddime, 6; Ebu Davud, Sünnet, 5.

22) Ahmed Emin, Duha'l-İslâm, III, 237; Uludağ, İslâm'da İnanç Konulan, s. 435.

23) Sa'd Muhammed Hasan, a.g.e., s. 183-4.

24) Bk. Süleyman Uludağ, İslâm'da İnanç Konuları, s. 435.

25) Avni İlhan, Mehdilik, s. 127-9, İstanbul, 1993.

26) Ahmed Emin, el-Mehdi, s. 42, Kahire. 1951.

27) Ahmed Emin, Duha'l-îslâm, m, 241.

28) Bkz. Ahmed Emin a.g.e., III, 236, 242; Muhsin Abdulhamid, İslâm'a Yönelen Yıkıcı Hareketler, s. 49.

29) Bkz. Margoliouth. "Mehdi", ERE VTII, 337, New York, 1925; E. Ruhi Fığlalı. "Mesih ve Mehdi İnancı Üzerine" AÜÎF dergisi, c. 25, sn. 1981, s. 196.

30) Bu konuda geniş bilgi için bkz. Sa'd Muhammed Hasan, el-Mehdiyyetu fı'1-İslâm s. 81-273; Ahmed Emin, eî-Mehdi, s. 63, 72 78-9, 80, 82, 84.

31) Ahmed Emin, el-Mehdi, s. 29-37.

32) Sa'd Muhammed Hasan. a.g.e., s. 195.

33) Bkz.el-Kehf(18)

34) Bu kelimeler için bkz. M.F. Abdulbaki. el-Mu'cemu'1-Müfehres, s. 731-6.

35) el-A'raf(7) 178; el-İsra, (17), 97; el-Kehf (18), 17.

36) er-Ra'd(13),7.

37) İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercemesi ve Şerhi, XIV, 278, Ankara, 1992.

38) ez-Zuhruf(43), 61.

39) Mehdi'ye işaret eden diğer âyetler için bkz. Ethem Ruhi Fığlalı, "Mesih ve Mehdi İnancı Üzerine" AÜÎFD, c. 25, sn. 1981, s. 201, Avni İlhan, Mehdilik, s. 62, İst. 1993.

40) Bkz. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi. XIV,266.

41) İbn Kesir, Alamatu'l-Kıyame, (nşr. Abdullatif Aşur), s. 33, Kahire, 1980.

42) es-Sefârinî, Levami, II, 85; krş. S.H. Han, el-İzaa, s. 143; Mehdi'nin yardımcılarından da bahsedilir. Meselâ İbn Mes'ud'a nisbet edilen bir sözde, Mehdi'ye hazırlık yapan yedi kişiden bahsedilir. Fitneler zamanında Allah yedi kişiyi ortaya çıkarır. Bu âlimler muhtelif bölgelerden gelip Mekke'de toplanırlar. Bunlar Mehdi için hazırlık yaparlar. Allah bunlar sayesinde Mehdi'nin muhabbetini insanların kalplerine atar. Gündüz aslanlar gibi gece rubhan gibi bir kavimle yola çıkar. (Reşid er-Raşid. Tenviru'r-Rical. s. 21,Haleb, 1389).

43) Sıddık Hasan Han, el-İzaa Lima Kane ve ma Yekûnu Beyne Yedeyis-Saa, s, 114, Kahire, ts. (eş-Şevkânî, et-Tavdih fima Te-vatere fi Zuhuri'l-Mehdi ve'd-Deccal ve'1-Mesih'ten naklen)

44) Buharî, Enbiya, 49; Müslim. İman, 244-246.

45) Bkz. îbn Hacer el-Askalanî, Fethu'I-Bari, VI, 570, Riyad, 1389/ 1969; el-Keşmirî, et-Tasrih. (nşr. Abdulfettah Ebu Gudde) s. 97-8. Haleb, 1385/1965; Abdullah Haccac; Alamatu’l-Kıyameti'l-Kübra, s, 79, Kahire, 1407/1986.

46) el-Askalanî, a.y.

47) et-Teftazani, Şerhu'l-Makasıd, (nşr. Abdurrahman Umeyre), V, 314, Beyrut. 1989.

48) Müslim. Fiten, 67-9.

49) Müslim, Fiten, 67-9.

50) Ebu Davud, Mehdi. 1.

51) Ebu Davud, Mehdi, 1, Tirmizî Fiten, 52; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 99.

52) Ebu Davud, Mehdi, I, bkz. Sıddık Hasan Han, el-İzaa. s. 139.

53) İbn Hanbel, Müsned, I, 84. Meşhur hadisçi el-Elbanî, Mehdi hakkındaki hadislerin sahih olduğunu söylemektedir, (bkz. Silsiletu'l-Ehadisi's-Sahiha, 336, m, 38-13. 2371 nolu hadis, Kuveyt, 1400/ 1979.)

54) Ebu Davud, Mehdi, 1.

55) S. H. Han, el-İzaa, s. 130.

56) Sıddık Hasan Han, a.g.e., s. 128.

57) İbn Mace, Fiten, 34; el-Hakim, el-Müstedrek, IV, 441-2, Beyrut, ts..

58) İbn Kesir. Alamatu'l-Kıyame, s. 33.

59) İbn Hacer, el-Kavlu'l-Muhtasar fi'1-Mehdi'l-Muntazar. (nşr. Muhammed Zeynuhum-Muhammed Azeb). s. 23, Kahire, 1407/ 1986.

60) et-Teftazanî, a.g.e., V, 314.

61) eI-Azimabadî,Avnu'l-Ma'bud, IX, 362, Medine, 1389/1969.

62) es-Sefarinî, el-Mukaddime.

64) el-Heytemî, el-Kavlu'l-Muhtasar, s. 21; Kahire, 1987; S.H.Han, el-İzaa,s. 137.

65) İbn Haldun, a.g.e., II, 789.

66) Ebu Davud, Mehdi, I.

67) el-Heytemî, el-Kavlu'1-Muhtasar, s. 22.

68) el-Heytemî, a.g.e., s. 27-8.

69) Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 135.

70) Ebu Davud, Mehdi; 4; Tirmizî, Fiten. 52; İbn Hanbel, I, 376, 377, 430, 448.

71) İbn Hacer, el-Kavlu'1-Muhtasar. s. 29-52; el-Berzencî, el-İşaa, 119-120, Kahire, ts.; es-Sefarinî, Levami, II, 72-83.

72) Reşid er-Raşid, Tenvir, s. 27.

73) Tirmizî, Fiten, 52; İbn Mace, Fiten, 34.

74) İbn Hacer, a.g.e., s. 71.

75) İbn Hacer, a.g.e., s. 71.

76) İbn Hacer, a.y.; es-Sefarinî Levami'. II. 85.

77) İbn Hacer, a.y.: bu konudaki hadis için bkz. Buharî Enbiya, 49.

(Yeni Ümit, 36. Sayı)