Buradasınız: Ana SayfaMAKALELERHadis
  

"Kur'an hüzünle inmiştir" hadisini nasıl anlamalıyız?

Soran : hikmet.net

Tarih : 1/28/2011

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in “Kur’an hüzünle inmiştir. Öyleyse onu okurken ağlayın, ağlayamıyorsanız ağlamaya çalışın” hadisini nasıl anlamalıyız?

Cevaplar

Kur’an’ın hüzünle inmesini, insanın serencamesini, cennetten indirilişini, dünya gurbetini, akıbetinin belli olmadığını, Allah’ın ve Kur’an’ın insanlar tarafından gerçek manada takdir edilmediğini, pek çok insanın cehenneme gitmesini vs. anlatmasına bağlayabiliriz.

 Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu konudaki mülahazaları şöyledir:

Ben, ruhsuz Kur’ân okumanın insanımızı duygusuz hâle getirdiği kanaatindeyim.

Bir hadis-i şerifte Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “İnsanların en güzel Kur’ân okuyanı, Kur’ân okurken ciddî bir hüzün içinde okuyanıdır.”(1) Bir başka sahih hadis-i şerifte de: “Bu Kur’ân hüzünle inmiştir.” buyurmaktadır.

Kur’ân, pek çok problemi olan insanoğlunu konu olarak ele almış işliyorsa -ki öyle olduğunda şüphe yok- biz de hâlimizle bu hüznü seslendirme durumundayız. Ancak bu seviyeye gelebilmenin önemli esaslarından biri, Kur’ân’ın ne dediğinin bilinmesidir. Kelâmullah olması itibarıyla Kur’ân-ı Kerim’e ta’zimde bulunabiliriz, ancak Allah’ın (celle celâluhu) kelâmı olması haysiyetiyle mânâsına vukûfiyet için, az da olsa bir gayret içinde bulunmamız da yine ona karşı ta’zimin ifadesi olsa gerek.

(Çekirdekten Çınara)

Hüzün ve Kur’ân âdeta birbirini tamamlayan iki kelime. Kur’ân hüzünle inmiştir. Allah Rasülü (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadislerinde buna işaretle buyurur ki; “Kur’ân-ı Kerim’in en güzel tilaveti ciddî bir hüzün içinde okunanıdır.” Şahsen ben, ruhsuz Kur’ân okumanın insanımızı duygusuz hale getireceğine inanıyorum. Kur’ân’ı anlamak, Kur’ân ile dirilmek, onun özünde derinleşmeye bağlıdır. Kur’ân’ın sadece ibare ve lâfızları ile ilgilenenler sevap kazansalar bile sevaba açık bir topluluk haline gelemezler. Bir başka tabirle, Kur’ân’ı muhtevasına uygun şekilde anlayıp hayatlarına hayat kılamazlar. Evet, Kur’ân’la münasebetimiz açısından asıl mesele kalb, şuur, irade, idrak ve hislerimizle ona yönelebilmek ve benliğimizin bütün buutlarıyla onu duyabilmektir. İşte böyle bir yöneliş ve duyuş sayesinde Allah’ın (celle celâluhû) bize seslendiğini hisseder, suya ve ziyaya ulaşmış rüşeymler gibi birdenbire yeşeririz. Okuduğumuz âyetin her kelimesinde, her cümlesinde farklı derinliklere erer; aynı anda bir yandan ruhumuzun atlasını temaşa ederken, diğer yandan göklerin haritasını müşahede etme ufkuna ulaşırız. (Sohbet-i Canan)

Hadis-i şerifte insanın kendisini ağlamaya zorlaması tavsiye ediliyor. Zira insan, kendini zorlaya zorlaya bir gün gerçekten ve samimi olarak ağlayabilir, ağlamaya alışabilir, ağlamayı tabiatının bir tarafı haline getirebilir.


Ancak burada şu hususu göz ardı etmemek gerekir: Hadis'te Efendimiz sunî bir ağlamadan bahsetmiyor, hiç bir şey düşünmeden sadece ağlamış olmak için ağlamaya teşvik etmiyor. Bilakis, ayetlerin neden indiğini, ne anlattığını, Kim'den geldiğini, bizim kim olduğumuzu, nereye doğru gittiğimizi, Kur'an'ın kendisini okuyana şahitlik yapacağını, Kur'an'ı gerektiği şekilde anlayamadığımızı vs. düşünerek ağlamaya çalışmak gerektiğinden bahsediyor. Öyleyse şöyle diyebiliriz: Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, altı boş bir ağlamadan değil önemli sebeplere bağlı, düşünmeye bağlı yakarış ya da hüzün edalı ağlamalardan bahsediyor.

1- Münâvi, Feyzu’l-kadir, 2/529

2- İbni Mâce, İkâme, 176


Cevaplayan : hikmet.net

Tarih : 6/2/2011