Bursa'da Ulu Cami'yi yapan, Emir Sultân Buhari'nin kayınpederi olan ve İslâm'a aykırı işlere mani olmadıklarından dolayı bazı kadıları cezalandırmaya kalkışan Yıldırım Bâyezid'in, bir içki müptelası olduğu asla iddia edilemez. Ayrıca Molla Fenari veya Emir Sultân'ın, içki içtiği için Yıldırım Bâyezid'in şahitliğini kabul etmediği iddiası da doğru değildir. Belki Molla Fenari, bir konuda şahitliği arzu edilen Yıldırım'ın cemaatle namazı terk etmesinden dolayı şahitliğini kabul etmediği doğrudur. O da bunun üzerine sarayının yanına cemaatle namazı terk etmemek için yeni bir cami inşa ettirmiştir.
Acaba içki iddiası nereden çıkmıştır? Bir önceki soruda da ifade ettiğimiz gibi, Osmanlı Padişahları, Peygamberlerin masum olduğu gibi, tamamen masum insanlar değillerdir. Onların da günahları bulunabilir. Her musibet, bir cinayetin neticesi ve bir mükâfatın da mukaddimesidir. Dolayısıyla Ankara mağlubiyeti elbette ki bir musibettir. Bunda kader-i ilahiye fetvâ verdirten hatalar mutlaka vardır. Ancak esir alınan Emir Sultân ve Molla Fenari, Timur'un Semerkand'a gidelim teklifine, manevi alemde, Osmanlı Devleti'nin 30-40 sene sonra yeniden şahlanacağını müşahede ettiklerinden, teklifi kabul etmediklerini Osmanlı kaynakları önemle kaydetmektedirler.
Asıl meseleye gelince, Osmanlı tarihleri ittifaka yakın bir şekilde, Osmanlı sultanlarının Osman Bey'den ta Sultân Murad zamanına kadar, kendileri içki içmedikleri gibi, kendi zamanlarında içki içilmesine de şiddetle karşı çıktıklarını ve bu dinî yasağı takip ettiklerini yazmaktadırlar. Hatta zamanın âlimleri, bu konularda gevşeklik gördükleri zaman, Sultân'ın kapısına gelerek, 'Eğer ma'rûfu emr ve münkerden nehy etmezsen, memleketinde durmayız' derlerdi. Ancak Yıldırım Bâyezid devrinde bu işin biraz gevşediğini kaynaklar yazmışlardır. Bu, Yıldırım'ın içki içtiğini göstermez. Hatta bazı kaynaklar, Yıldırım Bâyezid'in Sırbistan Kralı Lazar'ın kızı Marya (Despina) Hanım ile evlendikten sonra, bu kadının Müslüman olmaması veya başka sebeplerle, az bir süre için de olsa, içki kullandığını, veziri Çandarlı Ali Paşa'nın bu konudaki ikaz görevini yapamadığını ifade etmektedirler.
Kısaca, Sırp Kralı, kızı Marya'yı Bâyezid'e göndererek Osmanlı Padişahını evvela manen yıkmayı ve sonra da cephede mağlup etmeyi planlamıştır. Maalesef geçici bir süre de olsa, bu planında muvaffak olduğunu kaydeden tarihçiler de bulunmaktadır. 1391'de bu kadınla evlenmiştir; ne zaman içki içmeye başladığı belli değildir; ancak hemen tevbe ederek Bursa Ulucami'yi inşaya başladığı ise, yine Osmanlı kaynakları tarafından açıklanmaktadır. Şayet geçici bir süre içki içmiş olsa bile, bu günahı açıktan yaptığını ve içkili sofralar düzenlendiğini söylemek mümkün değildir. Bu yüzden şer'an içtiğinin ispatı da hemen hemen mümkün değildir. Bütün bunlar, bir değerli tarihçinin de ifade ettiği gibi, Çubuk Ovasındaki Ankara mağlubiyeti sebebiyle ileri sürülen tenkitler kabilinden de olabilir. Mağlubiyetin bir hatadan doğduğu noktasından hareket edilerek, bu sebep de dinî, siyasî veya malî konulardaki gevşekliğidir şeklinde de izah edilmiş olunabilir.